Natilon RAW, time-lapse arşivini bitmiş bir videodan çok bir negatif koleksiyonu olarak gören ekipler için. Kareler sıkıştırılmadan, sensörden çıktığı hâliyle saklanır; işleme kararları çekim anında değil, yıllar sonra bile verilebilir.
Natilon RAW, time-lapse arşivini bitmiş bir videodan çok bir negatif koleksiyonu olarak gören ekipler için. Kareler sıkıştırılmadan, sensörden çıktığı hâliyle saklanır; işleme kararları çekim anında değil, yıllar sonra bile verilebilir.
JPEG bir sonuç dosyasıdır. Kamera beyaz dengesini, kontrastı ve keskinliği çekim anında uygular, geri kalan veriyi siler. RAW ise sensörün gördüğünü olduğu gibi tutar. Fark, zorlanmış bir fotoğrafta ortaya çıkar. Patlamış bir gökyüzü ya da gölgede kalmış bir cephe, RAW’da hâlâ kurtarılabilir bilgi taşır.
Bir time-lapse’te bu ikiye katlanır: aynı sahne binlerce kez, değişen ışıkta çekilir. Gün içindeki ve mevsimler arasındaki farkı dengelemek, ancak elinizde işlenmemiş veri varsa mümkündür.
Natilon RAW, Natilon Cinematic ile aynı sensörü kullanır: her kare 8688 × 5792 piksel. Bu, 4K bir video karesinden 2,3 kat geniş demektir. Kurguda kırpma, kaydırma ve yaklaşma için yer bırakır, aynı kareler baskıda büyük ebatta kullanılabilir.
İki ürün arasındaki fark sensörde değil teslim şeklindedir. Cinematic bitmiş videoyu hedefler, RAW ise işlenmemiş arşivin kendisini teslim etmeyi hedefler.
Bir inşaat bittikten sonra da o fotoğraflara ihtiyaç duyulabilir. Bir sergide, bir kurumsal raporda, bir eğitimde veya bir davada. JPEG arşivi çekildiği günün kararlarına kilitlidir; RAW arşivi ise bugünün ihtiyacına göre fotoğrafı derinlemesine incelemeye ve sensör verilerini yeniden yorumlamaya imkan tanır.
Fotoğraflar Natilon bulutunda saklanır. RAW dosyaları JPEG’e göre kat kat büyüktür; bu yüzden depolama planı ürünün kendisi kadar konuşulması gereken bir başlıktır.